İnsani gelişim açısından benzer düzeyde gerekli olduğunu düşündüğüm güvenlik ve konfor, sanki bir AB doğrusunun iki ucuna yerleştirilmiş durumda.


“Evrensel Hizmet Fonu” yazısı ve yanında 5369 sayılı Evrensel Hizmet Kanunu görseli
“Evrensel Hizmet Fonu” yazısı ve yanında 5369 sayılı Evrensel Hizmet Kanunu görseli

Bir hukuk devletinin işlerliğini saptamak için öncelik, uygulama mekanizmalarının nasıl çalıştığı olsa da ortaya konan hukuki metinler de önem taşır. Bu yazıda bahsedeceğim hukuki metin, 2005 yılında kabul edilip yürürlüğe giren sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak gördüğüm 5369 sayılı Evrensel Hizmet Kanunu’dur.


“Pencüse! Severler güzeli gencüse.” sözünün geçmişinin kabarık olduğunu söyleyemesem de tavlanın uzun yıllardır insana eşlik eden bir meşgale olduğunu söylemek mümkün. Geçmişi 5bin yıl öncesine dayanan tavlanın en çok rağbet gördüğü yerin kahvehaneler olması, oyunun toplumsal algısı düşünüldüğünde çağımızın bir tezatlığı gibi.

Bu tezatlıktan yola çıkarak;

Oyunların oldschool kanadı kahvehane müdavimleridir peki ama oyun nedir?

Konuşmak ve düşünmekten sonra insan oğlunun yaptığı ilk faaliyet oyun oynamaktır. JOHAN HUIZINGA

İnsan düşünebiliyordu ve alet yapabiliyordu. Bu sebeplerle Homo-Sapiens ve Homo-Faber isimlerini aldı. Düşünmek ve alet yapabilmek gibi, kültürlerden daha eski olan oyun kavramı da insanlık tarihi için zamansal öneme sahip. …


Fotoğraf Cem Say Hocanın 5 Şubat 2021 tarihli tweetinden alıntılanmıştır.

Çok üzgünüm.

Çok kimsenin kitabın ortasından konuştuğunu düşündüğüm için, orada okumuyor olsam da oradaki arkadaşlarımı endişeyle takip ettiğim için, en çok da bir genç olarak sorumlu(!) hissettiğim ve konuyla alakalı çok fazla dezenformasyon yapıldığını düşündüğüm için bu yazıyı yazma gereği, silinmeyen kısımlarını ise paylaşma gereği hissettim.


Görsel, gerçek sınav soruları baz alınarak oluşturulmuştur.

PEŞİN NOT: Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiyim, son vize sınavlarımı 22 Ocak 2020 itibariyle bitirdim. Lisans eğitimimin son 2 dönemi Covid-19 pandemisine denk gelmişken ve ben de uzaktan son sınıfın uzaktan vize sınavlarını geride bırakmışken hem gelecekteki ben için yazılı bir kayıt bırakmak hem tarihe tanıklık edilen bu süreçte yaşadığım tecrübeleri paylaşmak amacıyla bu yazıyı yazıyorum.

Satır aralarında fikirlerime rastlayacağınız bu yazıyı, bağlamına uygun gördüğüm “Grup Gündoğarken — Olacak O Kadar” parçasını dinleyerek okumanızı tavsiye ederim. Zira niyetim kimseyi kırmak değildir, pandemiye rast geldi manzara koydum.

“Google’ın olduğu bir dünyada Türkiye’de yaptığımız sınavların hiçbir hükmü yok. O yüzden hayatta başarılı…


Resim fernando zhiminaicela tarafından Pixabay’a yüklendi.

1 Aralık 2019 itibariyle Çin’in Vuhan kentinde halk arasında korona virüs olarak bilinen SARS-COV-2 adlı virüsün hızla yayılması ve farklı kıtalarda da görüldüğünün rapor edilmesinin ardından 11 Mart 2020'de Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel salgın ilan edildi. Nitekim Türkiye’nin de ilk tespit edilen COVID-19 vakasını 10 Mart 2020'de Sağlık Bakanlığı açıkladı. İlerleyen zamanlarda Türkiye’de ilk vakanın şubat ayında Mersinde görüldüğü üzerine çeşitli haberler ortaya çıksa da bunun doğru bir bilgi olmadığını; bu haberlerin, habere konu bilimsel çalışmadaki vakaların hastane yatış tarihlerinin sehven “Mart-Nisan” yerine “Şubat-Mart” olarak yazılmasından kaynaklandığını Sağlık Bakanı Yardımcısı Dr. …


Resim, Daire filmine ait beyazperde.com adresinden alıntılanmıştır.

Son birkaç yıldır çeşitli vesilelerle gündeme gelen idam meselesi öncelikle hukukun bir konusu olmakla beraber Türkçe hukuki literatürde karşımıza ölüm cezası şeklinde çıkmaktadır. Şüphesiz başlıkta da bu şekilde yer almasının sebebi konuya toplumsal bir gözlükle değil de hukuki bir gözlükle yaklaşma gerekliliğinin farkında olmaktan kaynaklanmaktadır. Bu yazıda, ölüm cezası hakkındaki fikirlerimi bir hukuk fakültesi öğrencisi sıfatıyla aktaracağım. Zira hukuki bakış açısına sahip olmayan kimselerin hukuk üzerine bahisleri, doğal olarak eksik ve yarım başlamak durumundadır. (bkz: meydanlarda yükselen idam haykırışları)


Resim Sasin Tipchai tarafından Pixabay’a yüklendi.

Uzun süredir dalga dalga yayılan akımların içerisinde yaşıyormuş gibi hissediyorum. Şüpheci gözlerle bu yayılan dalgaların kaynağına odaklanmak yerine, onları anlamak ve hayatımı sağlıklı bir şekilde sürdürmek istiyorum.

Yayılan fikir akımları, gelişen teknoloji, 21. yüzyıl yetkinlikleri, yönelimler ve trendlere saf şüpheci bir gözlükle yaklaşmamak hem olmayan bir düşmanla dövüşme sanrısını engellemekte hem de nispeten kendi doğrularıma hapsolup gölge boksu yapmamı engellemekte. Kendi doğrularım olmasına rağmen çağa ayak uydurma gerekliliğini de savunanlardanım.


Kısa süren bir arama motoru kullanımıyla okuyabildiğimiz, bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi’nin tam adı Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesidir. Her şeyden evvel ismiyle müsemma bu metni alelade bir metin olarak görmemek, uluslararası hukukun bir parçası olduğunu özümsemek gerekir.


En kötü ihtimalle Alaaddin’in sihirli lambası kadar eski soru:

“Şu an bir dilek hakkın olsa…?”

Her kimsen bir dilek hakkın olsa şu günlerin son bulmasını isterdin.

Hayalin gerçek olursa ne yapardım bilmiyorum. Herkes gibi var verecek cevaplarım.

Fakat sanırım ben hayalinin gerçek olmamasını dilerdim.

Zira…

Normalleşmek diye bir şeyin varlığından söz ediliyor ve ben bilmiyorum.

Bu “ne yemek istersin?” Sorusuna “fark etmez” cevabını vermek gibi geliyor bana.

Fakat bu “fark etmez” zevk sahibi olamamaktan mı? Sahip olduğum zevklerin farkında olamadığımdan mı? Her ne yesem keyif alacağımdan mı? Yoksa uzun süre önce bastırılmış ve seçme özgürlüğümü şeklen kazandığımda açığa çıkmış bir…

Ercüment Yöndem

Hukuk öğrencisi ve ilgi alanlarına dair içerik üreten blog yazarı. İlgili blogtasınız. Hoş geldin. ercumentyondem@hotmail.com

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store